
Saadet Partisi Ataşehir İlçe Başkanlığı'nın "Saadet Sahada" programı kapsamında düzenlediği kahvaltı buluşmasında teşkilat mensupları, mahalle muhtarları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve yerel basın bir araya geldi. Programa katılan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, Türkiye'nin en önemli gündeminin adaletsizlik ve ekonomik sıkıntılar olduğunu vurgularken, İlçe Başkanı Ayhan Kaymakçı ise programın sahada yürütülecek çalışmaların ilk adımı olduğunu söyledi.
Saadet Partisi Ataşehir İlçe Başkanlığı, "Saadet Sahada" programı kapsamında kahvaltılı istişare toplantısı düzenledi.
Programa, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya'nın yanı sıra teşkilat mensupları, Ataşehir'deki mahalle muhtarları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve yerel basın mensupları katıldı. Toplantıda Gazete Ataşehir Genel Yayın Yönetmeni Ali Bal ile Ataşehir Haber İmtiyaz Sahibi Serkan Şimşek de hazır bulundu.
Programın açılış konuşmasını yapan Saadet Partisi Ataşehir İlçe Başkanı Ayhan Kaymakçı, "Saadet Sahada" buluşmalarının ilkini gerçekleştirdiklerini belirterek bundan sonraki süreçte vatandaşlarla daha sık bir araya geleceklerini ifade etti.
.jpg)
“BU PROGRAM, SAHADA YÜRÜTECEĞİMİZ ÇALIŞMALARIN İLK ADIMIDIR”
Davetlilerini selamlayan Kaymakçı konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Saadet Partisi'nin 'Saadet Sahada' programı kapsamında düzenlediğimiz bu buluşmamıza katılarak bizleri yalnız bırakmadığınız için her birinize gönülden teşekkür ediyorum. Davetimize icabet ettiniz, ayağınıza sağlık.
Bugün burada gerçekleştirdiğimiz program, sahada yürüteceğimiz çalışmaların ilk adımıdır. İnşallah bundan sonra da hemşehrilerimizle bir araya gelmeye, onların sorunlarını dinlemeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.”
.jpg)
“DÜNYADA VE ÜLKEMİZDE ÇOK HIZLI GELİŞMELER YAŞANIYOR”
Dünyada ve ülkemizde çok hızlı gelişmeler yaşanıyor diyen Kaymakçı; “Elbette teknoloji, ekonomi ve bilim alanında ilerlemeler var. Ancak ne yazık ki son dönemde en dikkat çeken gelişmeler, ahlaki yozlaşma ve güven bunalımı konusunda yaşanıyor.
Spor dünyasından iş hayatına, belediyelerden çeşitli kurumlara kadar yolsuzluk, usulsüzlük ve etik dışı davranışlarla ilgili pek çok iddia gündeme geliyor. Keşke bu gelişmeler; barışta, kardeşlikte, üretimde, bilimde ve teknolojide yaşansaydı. Fakat maalesef toplumumuzu üzen haberlerle karşı karşıya kalıyoruz.
Toplumun en önemli sermayesi güvendir. Güven kaybolduğu zaman sadece kurumlar değil, insanlar arasındaki ilişkiler de zarar görür. Dürüstlük, sadakat ve emanete sahip çıkmak bizim en temel değerlerimizdir. Bu değerleri yeniden hâkim kılmak zorundayız” dedi.
“BİRBİRİMİZİ DİNLEYEREK ORTAK AKILLA HAREKET ETMELİYİZ”
Kaymakçı konuşmasının sonunda şu ifadelere yer verdi: “Bugün insanlar farklı siyasi görüşlere sahip olabilir, farklı şehirlerden gelebilir, farklı takımları tutabilir. Buna rağmen ticaret yapabiliyor, komşuluk edebiliyor, dostluk kurabiliyorlar. Ancak siyaset söz konusu olduğunda insanlar birbirinden uzaklaştırılıyor, kutuplaştırılıyor. Oysa memleketimizin sorunlarını çözebilmek için aynı masa etrafında oturabilmeli, birbirimizi dinleyebilmeli ve ortak akılla hareket edebilmeliyiz. Yumruklarımızı sıkarak değil, ellerimizi uzatarak; ayrışarak değil, kardeşliği, sevgiyi, saygıyı ve güveni yeniden inşa ederek bu ülkenin meselelerini çözebiliriz. Ben bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, katılımınızdan dolayı hepinize bir kez daha teşekkür ediyorum. Ayağınıza sağlık, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum."
Kaymakçı'nın konuşmasının ardından söz alan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, toplantının tek taraflı bir konuşma yerine karşılıklı istişare amacı taşıdığını belirterek ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
.jpg)
“ÜLKEMİZ GERÇEKTEN ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR”
Kaya konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
Bugün 'Saadet Sahada' programı kapsamında bizleri sizlerle buluşturan Ataşehir İlçe Teşkilatımıza teşekkür ediyorum.
Ben kısa bir giriş yapacağım. Daha sonra sizlerin katkılarıyla, karşılıklı sohbet havasında bir program gerçekleştirmek istiyoruz. Amacımız sadece tek taraflı konuşmak değil; hep birlikte sorunlarımızı konuşup ortak çözümler üretebilmektir.
Bugün siyasetin en çok konuşulan cümlelerinden biri 'Zor zamanlardan geçiyoruz.' sözüdür. Bazen bu ifade klişe gibi algılanıyor. Ancak gerçek şu ki ülkemiz gerçekten zor bir dönemden geçiyor.
Hem ekonomik hem de manevi anlamda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Bugün karşı karşıya olduğumuz problemlerin önemli bir kısmı geçmişte yapılan yanlış politikaların sonucudur.
Ekonomik sıkıntılar artık sadece belli bir bölgeyi değil, ülkenin tamamını etkiliyor. İnsanlar geçimlerini sağlamakta zorlanıyor. Gençlerimiz artık bu topraklarda gelecek hayali kuramıyor.
.jpg)
“ÜLKE GENÇLERİ GELECEĞİNİ DIŞARDA BAŞKA ÜLKELERDE ARIYOR”
Hangi siyasi görüşten olursa olsun; AK Partili, CHP'li, MHP'li ya da Saadet Partili fark etmiyor. Gençlere mikrofon uzattığınızda büyük çoğunluğu geleceğini Kanada'da, Amerika'da ya da Avrupa'da aradığını söylüyor.
Peki bu durum normal midir?
Çocuklarımız neden kendi ülkesinde gelecek göremiyor? Beyin göçü neden bu kadar arttı? Aile yapımız neden zayıflıyor? Boşanmalar neden artıyor? Toplumdaki sevgi, saygı ve kardeşlik neden her geçen gün biraz daha zedeleniyor?
Bugün emeklilere yapılan zam açıklandı. En düşük emekli maaşı 23 bin 522 liraya yükseldi.
Peki soruyorum; bugün Ataşehir'de bu maaşla bir ev kiralamak mümkün mü?
Bir emeklinin bu gelirle hayatını sürdürmesi mümkün değil. Aynı şekilde asgari ücretle çalışan milyonlarca insanın da geçimini sağlaması mümkün değil.
Açlık sınırının yaklaşık 35 bin liraya ulaştığı, yoksulluk sınırının ise 100 bin lirayı geçtiği bir ortamda insanların geleceğe umutla bakmasını bekleyemezsiniz.
.jpg)
EKONOMİK SIKINTILAR ORTADADIR.
Bakın size çok basit bir rakam vereceğim.
2025 yılında bütçeden faize ödenen para yaklaşık 1 trilyon 952 milyar liraydı.
2026 bütçesinde bu rakam 2 trilyon 742 milyar liraya çıktı.
Faize ayrılan bu kaynak emekliye, işçiye, çiftçiye, üreticiye ayrılsa bugün çok farklı bir Türkiye konuşuyor olurduk.
Ekonomik olarak gerçekten zor bir süreçten geçiyoruz.
Dünyanın çeşitli bölgelerinde savaşlar devam ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı sürüyor. Gazze'de yaşanan insanlık dramı ortada. İran, Suriye ve bölgemizde yaşanan gelişmeler Türkiye'nin de çok dikkatli olması gerektiğini gösteriyor.
Bütün bu sorunların temelinde ise yanlış ekonomi yönetimi ve sürekli değişen politikalar bulunmaktadır.
“SİYASET ANLAYIŞIMIZIN MERKEZİNE İNSANI KOYUYORUZ”
Bunu bir siyasi polemik olsun diye söylemiyorum.
Vatandaşımız artık siyasetçiden kavga değil çözüm bekliyor.
Geçtiğimiz günlerde Çankırı'da emeklilerle sohbet ettik. İnsanların ortak cümlesi şuydu:
'Evimizi nasıl geçindireceğiz?'
Asıl mesele budur.
İnsanlar artık siyasetçinin birbirini suçlamasını değil, kendi derdine çözüm üretmesini istiyor.
Biz Saadet Partisi olarak siyaset anlayışımızın merkezine insanı koyuyoruz.
1996-97 yıllarında görev aldığımız dönemde işçinin, memurun, emeklinin hakkını koruyan anlayışın nasıl uygulandığını milletimiz çok iyi biliyor.
Bizim anlayışımıza göre insan onuru her şeyden önce gelir.
Farklı siyasi görüşlerden, farklı kimliklerden, farklı mezheplerden olabiliriz.
Ama bu ülkenin 86 milyon vatandaşı olarak hepimiz aynı gemideyiz.
Devlet bütün vatandaşlarına eşit mesafede durmalı, herkese adaletle yaklaşmalıdır.
Sorunlarımızı ancak birbirimizi dinleyerek ve anlayarak çözebiliriz.
Çünkü bu ülkenin problemlerini çözecek olan yine siyasettir.
Ancak bunun yolu kutuplaşmadan değil; diyalogdan, ortak akıldan ve birbirimizi anlamaktan geçmektedir.
.jpg)
“DEPREM HERKESİ AYNI ACIDA BULUŞTURDU”
Dış politikaya baktığımızda da bölgemizde ciddi riskler görüyoruz.
Gazze'de devam eden katliam, İran'a yönelik saldırılar, Suriye'deki gelişmeler ve Rusya-Ukrayna savaşı etrafımızdaki ateş çemberinin giderek daraldığını göstermektedir.
Bir tarafta ekonomik sıkıntılar, diğer tarafta güvenlik riskleri...
Bütün bunlar bizi ortak akılda buluşmaya mecbur bırakıyor.
Asgari müştereklerde buluşmamız gerekiyor.
6 Şubat depremlerini hep birlikte yaşadık.
Deprem; kimsenin siyasi görüşüne bakmadı.
Herkesi aynı acıda buluşturdu.
Genel Merkezimizin görevlendirmesiyle 7 Şubat'ta Hatay'a gittim.
Orada gördüğüm manzarayı hayatım boyunca unutamam.
İnsanlar kendi acısını yaşarken komşusunun enkazına koşuyor, birbirine yardım ediyordu.
İşte bize düşen de bu dayanışma ruhunu yeniden güçlendirmektir.
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Allah'a emanet olun ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı.
Program, katılımcıların görüş ve önerilerini paylaşmasının ardından karşılıklı sohbet ortamında sona erdi.


































Yorum Yazın