
Anahtar Parti Ataşehir İlçe Başkanlığı, mahalle muhtarları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, iş insanları ve yerel basın mensuplarını kahvaltılı tanışma programında bir araya getirdi. Programda Anahtar Parti’nin Türkiye vizyonu, eğitimden yoksulluğa, afet yönetiminden okul güvenliğine kadar ülke gündemindeki başlıklar ele alındı.
Anahtar Parti Ataşehir İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen kahvaltılı tanışma programı, Ataşehir’in yerel dinamiklerini bir araya getirdi. Programa Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Yalçın, Anahtar Parti Ataşehir Kurucu İlçe Başkanı Av. Tuğba Talu ve ilçe yönetiminin yanı sıra mahalle muhtarları, STK başkanları, iş insanları ve yerel basın mensupları katıldı.
.jpg)
TALU: “TÜM KESİMLERİ ORTAK TÜRKİYE İDEALİNDE BULUŞTURMAK İSTİYORUZ”
Programın açılış konuşmasını yapan Anahtar Parti Ataşehir Kurucu İlçe Başkanı Av. Tuğba Talu, partilerinin Türkiye’nin tamamını kucaklayan bir anlayışla yola çıktığını söyledi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun siyasi geçmişine de değinen Talu, Anahtar Parti’nin sağ-sol ayrımı yapmadan toplumun tüm kesimlerini ortak bir Türkiye idealinde buluşturmayı hedeflediğini ifade etti.
Talu, “Sünni, Alevi, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, inanan veya inanmayan tüm vatandaşlarımızı ortak bir Türkiye idealinde buluşturmak istiyoruz” mesajını verdi.
.jpg)
“HEDEFİMİZ İKTİDAR”
Anahtar Parti’nin kısa süreli bir siyasi hevesle kurulmadığını vurgulayan Tuğba Talu, partilerinin temel hedefinin iktidar olduğunu belirtti.
Türkiye’de geçmişte yapılan doğru hizmetleri takdir ettiklerini, yanlışlardan ise ders çıkarılması gerektiğini dile getiren Talu, Anahtar Parti’nin yönetim anlayışının ortak akıl, liyakat, adalet ve Türkiye’nin menfaatleri üzerine kurulacağını söyledi.
Talu, hedeflerinin insan onuruna yakışır yaşam koşullarının sağlandığı, refah seviyesi yüksek, huzurlu ve güçlü bir Türkiye inşa etmek olduğunu ifade etti.
.jpg)
YALÇIN: “GERÇEK GÜNDEM SAHADA GÖRÜLÜYOR”
İlçe Başkanı Tuğba Talu’nun konuşmasının ardından Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Yalçın ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’nin gerçek gündemini anlamak için masa başından değil, doğrudan vatandaşın ve sahanın içinden bilgi edinmenin önemine dikkat çeken Yalçın, Konya’nın ardından İstanbul’da gerçekleştirilen saha ziyaretleri üzerinden resmî istatistiklerle vatandaşın günlük yaşamda hissettiği gerçeklik arasında önemli farklar bulunduğunu ifade etti.
Özellikle enflasyon, eğitim ve yaşam maliyetleri üzerinden sahadaki sorunların verilerle birlikte doğru okunması gerektiğini vurguladı.
.jpg)
“EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ”
Konuşmanın önemli başlıklarından birini eğitimde fırsat eşitsizliği oluşturdu. Millî Eğitim Bakanlığı verilerindeki derslik başına öğrenci sayıları ile İstanbul’daki bazı okullarda yaşanan yoğunluk karşılaştırılarak, bazı okullarda derslik başına öğrenci sayısının 70’lere kadar çıktığı belirtildi.
Eğitimin yalnızca okul ve derslik meselesi olmadığı; yoksulluk, toplumsal adalet, fırsat eşitliği ve ülkenin geleceği açısından temel bir konu olduğu ifade edildi.
Kırtasiye, servis ve benzeri eğitim giderlerinin dar gelirli aileler üzerinde ciddi bir yük oluşturduğu belirtilirken, gelir düzeyi ne olursa olsun her çocuğun eşit eğitim imkânlarına ulaşması gerektiği savunuldu.
.jpg)
“ÇOCUK YOKSULLUĞUNA DİKKAT ÇEKİLDİ”
Yalçın’ın konuşmasında çocuk yoksulluğuna da dikkat çekildi. Milyonlarca çocuğun yoksulluk ve açlık sınırında yaşadığı belirtilirken, sosyal yardım alan kişi sayısındaki artışın bir başarı göstergesi değil, ekonomik sorunların bir sonucu olduğu ifade edildi.
Bu kapsamda ilkokuldan liseye kadar çocuklara ücretsiz, sağlıklı ve yeterli bir öğün yemek verilmesi önerildi. Yeterli proteinle beslenen çocukların zihinsel gelişiminin daha iyi olacağı vurgulanarak, okullarda sağlıklı beslenmenin devletin sorumluluğunda olması gerektiği belirtildi.
“OKULLARDA GÜVENLİK VE PSİKOLOJİK DESTEK VURGUSU”
Akran zorbalığı ve okul güvenliği de konuşmanın önemli konuları arasında yer aldı. Çocuklar arasındaki akran zorbalığının büyümeden önlenmesi gerektiği belirtilirken, okullarda yalnızca güvenlik görevlilerinin değil, pedagojik eğitim, kriz yönetimi ve psikolojik destek mekanizmalarının da güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Savaş, ekonomik sıkıntılar ve toplumsal kaos gibi birçok olumsuz etkene maruz kalan çocuklar için rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin daha güçlü hale getirilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
Okullarda güvenlik ve temizlik personelinin artırılması, güvenlik görevlilerinin özel eğitimden geçirilmesi ve okulların fiziki ihtiyaçlarının karşılanması da somut çözüm önerileri arasında sıralandı.
“ÇOCUKLAR DENEME TAHTASI DEĞİL”
Eğitim sistemindeki değişikliklere ilişkin olarak ise Maarif Modeli eleştirildi. Eğitim sisteminin bilim insanları, öğretmenler ve ilgili paydaşlarla yeterince istişare edilmeden değiştirildiği, öğretmenlerin yeni müfredata hazırlıksız yakalandığı ve uygulamada ciddi sorunlar yaşandığı ifade edildi.
Geçmişte eğitim reformlarının Millî Eğitim Şûraları ve pilot uygulamalarla test edilerek ülke genelinde yaygınlaştırıldığı hatırlatılarak, bugün öğrencilerin adeta bir sistem denemesi içerisinde bırakıldığı eleştirisi yapıldı.
Öğretmenlerin yeni müfredat konusunda daha kapsamlı hizmet içi eğitime tabi tutulması ve eğitim politikalarının bilimsel temellere dayanması gerektiği vurgulandı.
Çocukların birer “deneme tahtası” olmadığı, ülkenin en değerli varlıkları ve geleceği olduğu belirtilerek Millî Eğitim Bakanlığı’na öğretmenlerin ve eğitim paydaşlarının görüşlerini dikkate alma çağrısı yapıldı.
.jpg)
“DEPREM VE AFET YÖNETİMİ GÜNDEMDE”
Konuşmada deprem ve afet yönetimine de geniş yer verildi. Devletin sorunlar yaşandıktan sonra müdahale etmek yerine, verileri kullanarak riskleri önceden tespit etmesi ve gerekli tedbirleri zamanında alması gerektiği savunuldu.
2018’den itibaren riskli bölgelerle ilgili tespitler bulunduğu, asıl sorunun ise bu tespitlerin zamanında hayata geçirilmemesi olduğu ifade edildi.
Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay gibi deprem bölgelerinde insanların hâlâ büyük travmalar yaşadığı, yakınlarını, çocuklarını ve aile bireylerini kaybeden insanların acılarının unutulmaması gerektiği vurgulandı.
“SORUNLAR BÜYÜMEDEN ÖNLEM ALINMALI”
Konuşmanın temel mesajı, Türkiye’nin gerçek sorunlarının masa başından değil sahadan dinlenmesi, resmî veriler ile vatandaşın yaşadığı gerçekliğin birlikte değerlendirilmesi ve sorunlar büyümeden önlem alınması gerektiği üzerine kuruldu.
Devletin temel görevinin vatandaş acı yaşamadan sorunları tespit etmek ve çözmek olduğu belirtilerek, eğitimden yoksulluğa, okul güvenliğinden depreme kadar tüm alanlarda veriye dayalı, bilimsel ve önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
“ATAŞEHİR’İN SORUNLARI DA DEĞERLENDİRİLDİ”
Kahvaltılı program, basın mensuplarının sorularının yanıtlanmasının ardından katılımcıların karşılıklı tanışması ve Ataşehir’in sorunları ile yerel beklentilerin değerlendirilmesiyle devam etti.
Program, katılımcıların toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.



































Yorum Yazın