
Mustafa Balbay bir televizyon kanalında kulaklarımızın pasını silen o tarihi buyruğu verdi: “CHP kapatılsa iyi olurdu.” Haklı, adam son derece haklı. Hangi akla hizmet eder bu parti zaten? Milletin huzurunu kaçırmaktan, iktidarın uyku düzenini bozmaktan başka ne yaptılar ki bunca yıl?
Örneğin, emeklilere bayramlarda ikramiye vaadinde bulunup, iktidarı bu zammı yapmak zorunda bırakarak bütçenin dengesini sarstılar. Kapatılmalı! EYT konusunda iktidarı köşeye sıkıştırıp on binlerce insanın hayaline kavuşmasına vesile oldular, bu vahim suç affedilemez. Gençlere çıkıp "KYK borçlarınızın faizlerini ödemeyin, biz geleceğiz sileceğiz" dediler; iktidar da panikleyip faizleri silmek zorunda kaldı. Gençlerin borç yükünü hafifleterek memleketin huzurunu kaçırdıkları için bu parti derhal kapatılmalı.
Öğretmen, polis, hemşire ve din görevlilerine 3600 ek gösterge verileceğini iddia ettiler. Sonuç ne oldu? İktidar milyonlarca memur ve emeklinin ek göstergesini yükseltmek zorunda kaldı. Devletin konforunu bozdular. Kamuda çalışan tüm taşeron işçilerin şartsız, kurasız kadroya alınacağını vadedip, akabinde yüz binlerce taşeronu KHK ile sürekli kadroya geçmeye mecbur bıraktılar. Emeğin değerini bilip iktidara ter attırdıkları için bu ocak kapısına kilit vurulmalı. Elektrik faturalarındaki TRT payı ve enerji fonu kesintilerinin vatandaşa yük olduğunu söyleyip kaldırılmasını istediler; yasada değişiklik yapılarak bu kesintiler tamamen kaldırıldı. Vatandaşın faturasını hafifletip iktidarı zor durumda bırakmak hangi muhalefet anlayışına sığar?
Ve tabii ki en büyük suçları: Milyonlarca cefakâr parti emekçisi sokaklarda, meydanlarda ter döküp dururken, Mustafa Balbay’ı milletvekili yapıp Meclis’e taşıdılar. İşte asıl bu liyakatsizliğe ve vefasızlığa tırnak içinde "demokrasi" denildiği için bu parti kapatılmalı. Hasılı, köklerinde kurtuluşun ve kuruluşun o tehlikeli genlerini taşıdığı, iktidarın sırtına sürekli bir "hizmet" tartısı koyduğu için bu parti kesinlikle kapatılmalı.
Bir hançer anatomisi
Balbay’ın ve bu zihniyetin derdi sadece laftan ibaret değil; asıl mesele, partinin içeriden nasıl dizayn edildiği ve bu iktidar konforunun kimler tarafından korunduğudur. Mustafa Balbay ve onun gibi koltuk odaklı anlayışın, partinin bölünerek yeni bir siyaset alanı oluşturulabileceği yanılsaması, 2023 seçimlerinin kaybedilmesinde oynanan en kritik iç operasyonlardan biriydi.
Seçim sürecinde dışarıdaki rekabetten ziyade, içeride verilen iktidar mücadelesi ve arkadan çevrilen dolaplar, muhalefetin enerjisini tüketti. Gizli ekranlar arkasında, "Zoom" odalarında kurulan masalar, parti içi iktidarı devşirme hırsı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun sırtına saplanan o görünmez bıçaklar, 2023’ün yıkıcı faturasını hazırlayan ana unsurlardı. Kılıçdaroğlu’nun seçim sonrası dile getirdiği "Sırtımda hançerlerle yürüdüm" feryadı, retorik bir siyasi yakınma değil; tam olarak Balbay ve yol yürüdüğü bu klüpçü, jakoben yapının zihniyetine yazılmış somut bir tarihtir.
Bu ekip, parti iktidara yürüdüğünde değil, kendi küçük iktidarlarını kaybettiklerinde panikleyen bir profil çizdi. Halkın iktidar umudunu büyüten bir genel başkanı desteklemek yerine, sarayın ezberlerini tekrarlayan bir muhalefet konforunu tercih ettiler. Bugün "CHP kapatılsın" cümlesini kurabilenler, aslında içeriden yürüttükleri bu tasfiye hareketinin ve başarısızlıklarının ta kendisidir. Kurtuluşun ve halkçı siyasetin iradesi, bu küçük hesapların çok ötesindedir; ancak o hançerlerin izi bu partinin hafızasından asla silinmeyecektir.
CAFER KAYADİBİ


































Yorum Yazın