
Kadim bir kültür havzası olan Varto’da planlanan jeotermal enerji projeleri, çevre, sağlık ve toplumsal yaşam açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Varto, yalnızca bir ilçe değildir; yüzyılların biriktirdiği kültürel hafızanın, farklı inançların ve dillerin iç içe geçtiği kadim bir coğrafyadır. Urartulardan Mervanilere uzanan tarihsel süreklilik, bu topraklara derin bir kimlik kazandırmıştır. Kürt Aleviliği ile Şafi geleneğinin bir arada var olduğu bu yapı, bölgede konuşulan Kırmanckî (Dimilî) ve Kurmancî lehçeleriyle birlikte çoğulcu bir yaşamın somut göstergesidir.
Tarih boyunca farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü Varto, nüfusuna oranla yüksek eğitim düzeyi, yetiştirdiği sanatçılar ve özellikle müzik alanındaki birikimiyle de dikkat çekmektedir.
Ancak bugün bu kadim yapı, IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş tarafından planlanan jeotermal enerji (JES) sondaj çalışmalarıyla yeni bir kırılma noktasına sürüklenmektedir. 300 ila 3000 metre derinlikte yapılacak yoğun sondaj faaliyetleri, yalnızca teknik bir yatırım değil; doğrudan yaşam alanına müdahale anlamına gelmektedir.
Üstelik Varto’nun Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde yer aldığı gerçeği, bu müdahalenin risk boyutunu daha da artırmaktadır. Yer altına yapılan yoğun müdahalelerin mikro sismik hareketliliği artırma ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Çevresel etkiler ise en az bu kadar kaygı vericidir. Jeotermal faaliyetler sonucunda ortaya çıkabilecek bor, arsenik gibi ağır metaller ile hidrojen sülfür gazı; toprak, su ve hava üzerinde kalıcı tahribatlara yol açabilir. Toprakta tuzluluk oranının artması, tarımsal üretimi zayıflatırken, uzun vadede çoraklaşma riskini beraberinde getirecektir. Bunun doğal sonucu olarak hayvancılık da ciddi biçimde zarar görecektir.
Sağlık boyutu ise meselenin en kritik yönlerinden biridir. Açığa çıkabilecek gazlar, başta solunum yolu hastalıkları olmak üzere halk sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturabilir. Bu nedenle konu yalnızca çevresel değil, doğrudan kamusal bir sağlık meselesidir.
Zaten sınırlı ekonomik imkânlara sahip olan ve uzun yıllardır göç veren Varto için bu tür projeler, mevcut kırılganlığı daha da artırma riski taşımaktadır. İlçe dışına göç edenlerin Varto ile bağlarını koruyarak yaz aylarında geri dönmesi, bu coğrafyanın kültürel sürekliliğini sağlayan önemli bir unsurdur. Ancak bu tür müdahaleler, bu bağı zayıflatabilir ve yeni göç dalgalarına yol açabilir.
Bu nedenle Varto halkının itirazı, yalnızca bir karşı çıkış değil; yaşam alanını, kültürel mirasını ve geleceğini koruma çabasıdır. Unutulmamalıdır ki herhangi bir coğrafyada yapılacak her türlü yatırım, o bölgede yaşayan insanların rızası ve yaşam gerçekliği gözetilerek planlanmalıdır.
Sonuç olarak kalkınma, yalnızca ekonomik kazançla değil; insan, doğa ve kültür arasındaki denge korunarak anlam kazanır. Bu dengeyi göz ardı eden her adım, kısa vadeli kazançlar uğruna uzun vadeli kayıpları beraberinde getirme riski taşımaktadır.
Veysel GÜNEŞ



































Yorum Yazın