Ne kadar özgür?
GÜNDEM
Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde, 34 gazeteci hala cezaevinde.
Freedom House raporunda, Türkiye basın özgürlüğü olmayan ülkelerden biri olurken, dünya genelinde 134'üncü sıraya geriledi. Meslek örgütü temsilcileri, basın özgürlüğü sorunun Türkiye'nin en yakıcı sorunu olduğuna vurgu yaparak, gazeteciliğin suç faaliyeti olamacağına bir kez daha dikkat çekti.
LAYRA METE
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde, Türkiye'de tablo aynı. Hala 34 gazetecinin tutuklu olduğu Türkiye'de, gazeteciler yaptıkları haberlerinden dolayı adliyelik olmaya devam ediyor. Hükümetin hışmından nasibini alan gazeteciler, alanlarda ise polisin şiddetine maruz kalıyor. Merkesi Amerika bulunan ve ülkelerin basın özgülüğünü inceleyen Freedom House, 2014 raporunda Türkiye’yi son 15 yıldır ilk kez “kısmen özgür ülkeler”den “özgür olmayan ülkeler” kategorisine düşürdü. Gezi Olayları sonrası yaşanan işten atılmalar, sansür ve otosansür uygulamaları, şeffaf olmayan medya sahipliği nedeniyle 6 puan daha kötüleşen Türkiye bir yıl önceye göre 14 sıra daha gerileyip dünya genelinde 134’üncülüğe geldi. Böylece Türkiye, 42 ülkenin yer aldığı Avrupa’da da aynı zamanda basını özgür olmayan tek ülke oldu.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Çağdaş Gazeteciler Derneği(ÇGD), Uluslararası Basın Enstitüsü(IPI), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti(TGC), Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü(RSF) ve Basın-İş, basın üzerindeki baskıya dikkat çekerek, gazetecilerin örgütlenmesi gerektiğini söyledi.
HÜKÜMET AÇIKLASIN
ÇGD Başkanı Ahmet Abakay:
Türkiye, cezaevlerinde tutuklu bulunan gazeteci sayısı açısından Dünya'da birinci sırada. Terör örgütü adı altında gazeteciler tutuklanarak, yıllarca hapis yattı ve hala hapiste olanlar var. Başbakan ve hükümet, Türkiye'nin 'özgür olmayan' ülkeler statüsüne düşmesi konusunda bir açıklama yapmak zorundadır. Bu kötü imajdan yandaş gazeteciler de sorumludur. Maymunu oynayanlar artık konuşmalı. İktidara evrensel gazeteciliğin ne olduğu hatırlatmalıyız. Basın özgülüğü konusunda Türkiye basın tarihine not olarak düşmüştür.
MESLEK ÖRGÜTLERİNİ GÜÇLENDİRMELİYİZ
IPI Tükiye Ulusal Başkanı Kadri Gürsel:
KCK ve Ergenekon Davaları'nda tutuklu bulunan gazeteci sayısında düşüş olsa da bir gazetecinin bile hapiste kalması kabul edilemez. Gazetecilik suç faaliyeti olarak görülümez. Suç faaliyeti gerekçesiyle, gazetecilerini cezalandıran bir yönetim demokrasi olamaz. Hükümet ve yargının 'terör örgütü üyesi' gerekçesi ile içeride alıkoyduğu gazetecilerin aslında niçin içeride tutulduğu, Türkiye ve hatta dünya tarafından biliniyor. 2005'ten bu yana Dünya Basın Özgürlüğü'nde 120'den 134'e gerilemesi bu koşullarda normal bir durum. Ben dahi kendimi özgür hissetmezken, diğer arkadaşlarının kendilerini nasıl olup da özgür hissedecek. Gazetecilere yönelik baskı ve saldırıları öneleyebilmemiz için meslek örgütlerini güçlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca okur ve izleyicilerin kendi haber alma özgürlüklerinin farkında olmalı. Halk bu özgürlüğüne sahip çıkarsa basın özgürlüğünü de geri kazanabiliriz.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ YAKICI BİR SORUN
RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu:
RSF'nin raporunda Türkiye basın özgülüğü değelendirmesinde 154'üncü sırada. Türkiye basın özgürlüğü çok yakıcı bir sorun. Siyaset ve hükümetin, yargı üzerindeki etkisi azalmadıkça Türkiye'de özgür basının mümkün olması söz konusu değil. Gazetecilik, kamu yararına çalışan bir meslek örgütü olarak görülmüyor. Bu nedenle de gazeteciler iş başındayken açık hedef oluyorlar. Siayet yapıcı olmalı. Medya patronlarının hangi şartlarda yatırım yapacakları ve nelere karışıp nelere karışmayacakları bir yasal düzenlemeye tabi tutulmalı. Gazeteciler, yaşadıkları sorunlara karşı sendikalarda örgütlenmeli.
KARALAMA VE SUÇLAMALAR SON BULMALI
TGC Başkanı Turgay Olcayto:
Gazeteciler, 3 Mayıs'ı ağır bir baskı altına karşılıyor. Çağdaş demokrasilerin en temel güvencesi olan basın özgürlüğü, parlementoda çoğunluğa sahip iktidarın çıkardığı yasalar ve yayınlar üzerinde kurduğu baskı sonucu gücünü yitirmiştir. Örtülü sansür, oto sansür, iktidara muhalif gazetecilerin patronaj kesimi tarafından işten çıkarılmaları, birbirini ardında kapanan ya da küçülen gazeteler günümüz basın sektörünün başlıca sorunlarıdır. Halen 40 gazeteci ve gazete dağımtıcı cezaevlerinde çile dolduruyor. Özellikle ana akım medyanın yazılı ve görseli ile halkın bilgi edinme, doğru haber alma hakkına saygı göstermediği, iktidarı hedef alan kimi haber ve görüntüleri kamuoyundan gizlendiği bir dönemi yaşıyoruz. Gazetecilerin sendikalaşmasını önleme çabalarının iktidara yakın gruplardan gelmesi dikkat çekicidir. Gazeteciler üzerinde siyasetçilerin, iktidarın başlattığı karalama, suçlama kampanyaları bitmelidir. Basın emekçilerinin sosyal güvenceleri iyileştirilmeli, gazeteci patronların insafına terk edilmemelidir.
YA TARAFSINIZDIR YA DA KARŞI
TGS Genel Başkanı Uğur Güç
Basın özgür değil bunu da uzun zamandır zaten söylüyoruz. Gazeteler artık hükümete bağlı çalışıyor, budan dolayı basın özgürlüğünden söz edilemez. Sadece bazı köşe yazarları muhalif kalıyor, bütün medya Hükümetin elinde, halkın özgürlüğünü kısıtlıyor bunun sonucunda da gazeteciler kendilerini 'ya tarafsındır ya da karşı' durumunda her gün daha da kutuplaşmaya giden bir ortamda buluyorlar.
E-gazetenin daha masrafsız olması, bazı dergi ve gazetelerin kapanmasına ve bazı arkadaşlarımızın işsiz kalmasına neden oluyor, yeni tasarlanmakta olan yasayla da Hükümetin istediği internet habercilerine sarı kart verme ya da istediği zaman geri alması meşru kılınacak bu da hükümetin basın üzerinde nasıl bir politika izlediğinin kanıtıdır.
34 gazeteci şu anda hala tutuklu ve bunun sonucunda haber de yapamıyorlar, böyle bir durumda basın özgürlüğünden söz edemeyiz.
Gazeteciler patronlara karşı güvenceye alınmalıdırlar, patronların baskılarını kırmalıdırlar ve bunu da sendikal örgütlenerek, toplu sözleşmeler yaparak ve bir arada durarak başarabilirler.
GÜVENCELERİ YOK
Basın İş Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Alp Tekin Babaç:
Türkiye'de gazeteciler ne yazık ki baskı altında. Gazetecilerin güvencesi yok. Gazeteciler ve matbaa emekçileri sigortasız çalıştırılıyorlar. Patron kararıyla işten çıkartılıyorlar. Görevini yapmaya çalışan gazeteciler saldırıya uğruyor. 1 Mayıs'ta yine onlarca gazeteci yaralandı. Gazeteciler bu saldırılar karşısında örgütlenerek, bir araya gelmeli.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN KOL KOLA
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tüm dünyada etkinlikler düzenleniyor. TGS ve Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin de üyesi olduğu Uluslar arası Gazeteciler Federasyonu ve Avrupa gazeteciler örgütüne mensup gazeteciler Avrupa ülkelerinin başkentlerinde, Türkiye Büyükelçilikleri önünde buluşarak Türkiye’de Gazetecilere, basın özgürlüğüne yönelik baskıların durdurulması ve cezaevlerinde tutulan gazetecilerin serbest bırakılmasını AKP hükümetinden talep edecek.
Gazetecilere Özgürlük Platformu öncülüğünde 3 mayıs günü (bugün) saat 11.00 de, İstanbul- Cağaloğlu’nda toplantı ve yürüyüş yapacak. Ankara'da ise 11.00 de gazeteciler G-9 Gazeteciler Platformu öncülüğünde Yüksel Caddesindeki İnsan Hakları anıtı önünde bir araya gelerek Gazetecilere yönelik baskıları, işten atılmaları protesto edecek.
BİRGÜN
TÜM HABERLER